T.C.

YARGITAY

11. HUKUK DAİRESİ

E. 2003/597

K. 2003/6113

T. 9.6.2003

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.11.2002 tarih ve 2001/748-2002/1041 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkili şirkete ait aracın davalı tarafından kasko sigorta poliçesinin yapıldığını, meydana gelen kaza neticesinde oluşan hasarın davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, 6.639.770.000.TL.nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, sürücünün aracı olmasına rağmen sigortalı aracı emanet aldığı, ancak yaptığı kazadan eşinin haberinin olmadığı, kaza yerinde kazaya ait bir izin bulunmadığı, poliçenin kazadan sonra düzenlendiği, poliçe primlerinin de ödenmemiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, kaza yerinde iz bulunmaması, poliçe tarihinin kaza tarihine yakın olması, bulunan parçaların araca ait olmaması nedeniyle olayın tutanakta belirtilen zamanda meydana gelmediği, aracın sigortasız bulunduğu, hasarlı iken sigorta yaptırıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Davacı, davalı sigorta şirketine kasko sigortalı aracın meydana gelen kazada hasarlandığını, davalının hasar tazminatını ödemediğini ileri sürerek bu davayı açmış bulunmaktadır.

TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı yasanın 1281. maddesine göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.

Bu ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde, mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalı şirketin iddialarının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak, davalı sigorta şirketinin iddialarının tümü özel araştırma şirketi raporuna dayanmakta olup, mahkemece toplanmış somut hiç bir delil bulunmamaktadır. Özel araştırma şirketi tarafından tespit edilen ifadeler resmi makamlar önünde alınmamış olup, resmi görevliler tarafından tutulmuş ve aksi ispat edilene kadar geçerli bir belge olan kaza tespit tutanağındaki belirlemelerin aksinin ne şekilde ispatlanmış olduğu da tartışılmamıştır.

Bunun yanında mahkemece, poliçe tarihi ile kaza tarihinin yakın olması nedeniyle aracın hasarlı iken poliçesinin düzenlendiği sonucuna da varılmış ise de, poliçeyi düzenleyen davalı sigorta şirketinin acentesinin yazılarına göre, poliçe peşinatının tanzim tarihinde alınarak teminatın başlamış olduğu, diğer taksitlerinde ödenmiş olması nedeniyle poliçenin ayakta olduğu, aksinin davalı tarafından ispatlanamamış olduğu, davalı ile acentesi arasındaki ihtilafın davacı sigortalının durumunu ağırlaştırmasının söz konusu olamayacağı açıktır.

O halde mahkemece yukarıdaki açıklamalara göre inceleme ve araştırma yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.